3 Şubat 2012 Cuma

Mevlana'dan..

Merhabalar, öncelikle herkesin Mevlid Kandili mübarek olsun arkadaşlar. Hz. Muhammed'in (S.A.V.) doğum gecesidir, Allah dualarınızı kabul etsin..

Çıkalı epey zaman oldu ama ben daha yeni okuma fırsatı buldum; Elif Şafak'ın "Aşk" kitabından bahsediyorum. Soluksuz ve çok hızlı bir şekilde okudum kitabı, açıkçası bu performansı beklemiyordum nedense.. Çok olumlu şeyler duymuştum hakkında, belki de ondan aklımın bir köşesinde "beklentimi yükseltip hayal kırıklığına uğrayabilirim" diye bir düşünce vardı. Ama öyle olmadı, gerçekten çok güzel bir kitap, okumayanlar varsa kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Hem kandil hem de kitaptan bahsedince Mevlana'dan güzel sözlerle taçlandırmak istiyorum bu postu ;)



Allah der ki;
Kimi benden çok seversen onu senden alırım!
Ve ekler, onsuz yaşayamam deme,
Seni onsuz da yaşatırım,
Ve mevsim geçer,
Gölge veren ağaçların dalları kurur,
Sabır taşar,
Canından saydığın yar bile bir gün el olur,
Aklın şaşar,
Dostun düşmana dönüşür,
Düşman kalkar dost olur,
Öyle garip bir dünya,
Olmaz dediğin ne varsa hepsi olur,
Düşmem dersin düşersin,
Şaşmam dersin şaşarsın,
En garibi de budur ya,
Öldüm der durur, yine de yaşarsın...
Mevlana

Herkese hayırlı kandiller ve iyi haftasonları :)


I read a book that is called "Aşk - Love", written by Elif Şafak. It is about Mevlana(Rumi) and Şems. They lived in Konya but they are known all around the world.
I liked the book very much and I recommend to everyone who I know. If you want to read this book, you can find English version via this link.
I attached a poem written by Mevlana above.

For English please click the site http://www.rumilovepoems.com/index.htm

  
Have a nice weekend :) 

2 Şubat 2012 Perşembe

İki Güzel Film Daha

Hava durumu malum, her yer bembeyaz :) bu havada yapılabilecek en güzel aktivitelerden birisi film izlemek bence.. bizde evden çıkamamayı fırsat bilerek bol bol film izliyoruz, oscar için de öngörümüz oluyor bu sayede :)beğendiğim iki filmden bahsedeceğim yine sizlere.. biliyorum bu aralar hep film yazıyorum sanki, kusura bakmayın lütfen ;)

50/50

Öncelikle bu film Oscara aday değil ama izlenmeye değer bence. Çok genç yaşta nadir rastlanan bir kanser hastalığına yakalanan başrol oyuncumuz ve onun kadim dostu, hastalığını öğrendikten sonra kendisini aldatan sevgilisi ve terapi doktoru arasında geçen bir hikaye. Her insanın başına gelebilecek bir durum aslında bu,gercek bir hikayenin perdeye yansıması..
Filmde çok fazla gözükmeyen ama varlığını hissettiren anne karakteri dikkatimi çekenlerden. Alzheimer bir koca, kanser olduğunu öğrendiği gencecik bir oğul ve güçlü durmak zorunda kalan bir anne! Allah kimsenin başına vermesin wallai.. Ya ben böyle anlatınca karamsar gibi gelmiş olabilir size film ama inanın o kadar da değil. Evet ciddi bir sorun kanser ama hastamızın kadim dostu sayesinde renk geliyor resmen filme :) Çok argo konuşmasından dolayı başlangıçta kendisini yadırgasamda, sevimli bi tip bence, güldürüyor insanı :) Genel hatları ile izlemesi keyifli bir film 50/50.. IMDB notu : 8.0


A Separation (Bir Ayrılık)

İran yapımı bir film olan A Separation Oscara aday bir film ve oldukça başarılı. Golden Globe da "en iyi yabancı dilde film" dalında ödül alan A Separation  gerçekten izlenmeye değer. Film İranda bir karı-kocanın ayrılmak istemesi ile başlıyor. Yine Alzheimer yaşlı bir baba var, oğlu, gelini ve torunu ile birlikte yaşıyor. Adam karısının İrandan ayrılıp Batıya gelmek konusundaki ısrarlarını, babasını bırakamayacağı gerekçesi ile red ediyor ve kızı da babasının yanında kalmayı tercih ediyor. Kadın annesinin evine geri dönüyor ve işte herşey bu ayrılıkla başlıyor. Adam çalışmaya gittiğinde evde babasına bakması için bir kadınla anlaşıyor, ama orası İran! Müslüman bir kadının başka bir erkeğe bakıp-temizlemesi mümkün değil. Paraya çok ihtiyacı olan kadın herkesten gizli bu işi yapmaya başlıyor, kocası dahi bilmiyor.. İran da mahkemeler, hastaneler, kadınlara özel otobüsler, kız çocukları, kız okulları.. Birçok şeyi gözlemleyebileceğiniz bir film, izlemenizi tavsiye ederim :) IMDB notu : 8.6

The weather is snowy in Turkey, so the best activity is that watching films at home :) We watched 4 films this week.. I want to mention two of them, 50/50 and A Separation.. 50/50 is about a young boy who has cancer. It is amazing film, it will make you laugh, it will make you cry.. It takes something so serious and so taboo to laugh at and makes it a comedy and a drama. It exceeds in both genres.

The second film that i have seen is A Separation.. This is the first Iranian film I've seen, it is so impressive.. A married couple are faced with a difficult decision - to improve the life of their child by moving to another country or to stay in Iran and look after a deteriorating parent who has Alzheimers. It won Golden Globe Awards "Best Foreign Language Film", 2012. I strongly recommend it you see :)

27 Ocak 2012 Cuma

Hakkımda 2'şer Gerçek

Bu bir mim değil, ama başlık yakıştı :) Günlük hayatta karşılaştığım ve de sinir olduğum iki şeyi paylaşmak istiyorum.. Aramızda farkında olmadan böyle yapanlarımız varsa kulağına küpe etsin lütfen :)


- Toplu taşıma araçlarında, aslında bundan kastım işyeri servislerinde, cep telefonundan-ipodundan ya da her ne ise ondan kulaklıkla müzik dinleyen insanlar, lütfen sesi dışarıya vermeyen iyi bir kulaklık alın ya da daha kısık seste dinleyin! Sabahın 7'sinde herkes sizinle aynı frekansta, bangır bangır eller havaya müzikleri dinlemek zorunda değil.. İnsanlar fellik fellik senden uzak bir yere oturmak için çaba sarfediyorsa, üzerine alın lütfen biraz demi ama..


- Gelelim ikinci sinir krizi konusuna.. Yaya geçidinin kenarına gelmeme rağmen, beni görünce daha da hızlanan gerizekalı sürücü! Oturduğun semte ve arabanın modeline bakılırsa çok yüksek ihtimalle Avrupa kentlerinden birine gitmişsindir. Sadece ot gibi gidip gelmişsin gerçekten de! Karşıdan karşıay geçmede hiç problem yaşadınmı oralarda? Hatta sen "enayiler yaya geçidinde duruyorlar" diye küçümsemişsindir bide.. Keşke hediyelik eşya dolduracağına çantana, medeniyetten biraz ders alsaydın!


Bu iki konuda acayip canımı sıkıyor.. Özellikle birincisi, uyarılmasına rağmen hala bu şekilde davranmaya devam eden insana ne denir ki daha ? Umarım taşınır da başka bir servise geçer ;) Neyse gelelim benim 2 takıntıma.. Takıntı mı denir bilmiyorum ama kendimi bakmaktan da almaktan da alıkoyamadğım 2 şey var..

- Birincisi, rengarenk ve desen desen peçeteler.. Dayanamıyorum güzel/değişik bir peçete görünce alıyorum.. Daha önce bir siteden bahsetmiştim, çeşit çeşit bir sürü peçete arasında kendimi kaybediyorum resmen :) Evde bir sürü paketi henüz açılmamış peçete var, yenilerini almamak için kendimi zor tutuyorum diyebilirim. Çocuklu gelen misafirler için ördekli, kardan adamlı; çaya-kahveye gelenler için ayrı, yemeğe gelenler için ayrı derken bir sürü bahane bulabiliyorum almak için ;)

- Gelelim takılı kaldığım ikinci konuya :) Birbirinden renkli birbirinden güzel nevresimler.. Annemin çeyizde yaptırdıkları, benim nişanlıyken aldıklarım sayesinde neredeyse bir dolap dolusu nevresimimiz var çeşit çeşit renk renk.. Yine de kendimi alamıyorum nevresim bakmaktan, inanılmaz güzel modeller çıkıyor her sezon. Ama öyle her nevresimi almam yine de, belli markalarınkileri tercih ederim, kumaşına bakarım, yumuşak mı, sağlıklı mı falan.. Ondan sonra gelsin renkler, birbirinden şık desenler.. Aklım kalıyor wallai ;)
Bu kadar cıvıl cıvıl renklerden sonra, cıvıl cıvıl bir haftasonu diliyorum herkese.. Dışarıda kar yağıyor lapa lapa ve her yer bembeyaz, keyfini sürmeniz dileğimle ;)


I become irritated two things. One of them when we are coming to work by shuttle bus, someone listens to music loudly. I hate this situation because I want to sleep during the way in the mornings L Another bad thing is about the traffic.. Generally, Turkish drivers don’t stop on pedway. They drive faster when they see some pedestrians by the side of the pedway.. I don't know what bothers me more, both of them are irritative L

Now, I want to mention about my two ambitions. One of them is buying napkins. Yes, I can’t stand to buy it when I see various, multicolored napkins.. There are different type napkins at home; for dinner, for tea time, for breakfast..

My other ambition is bedlinen.. I usually buy bedlinens by certain brand. I feel better when patterned and colorful bedlinens are on the bed J My mother gave me a lot of bedlinens when I got married, it is called “Çeyiz” in Turkish. So there are lots of bedlinens at home, but I still want to buy  one more, one more, one more.. I adore colorful and cheerful things at home J

Have a nice weekend.

25 Ocak 2012 Çarşamba

Bugünlerde Ben ve The Help

Merhaba arkadaşlar.. Bu aralar blogla pek ilgilenemiyorum, biliyorsunuz yeni bir bölüme geçtim işyerinde. Günler epey yoğun geçiyor o nedenle, yarım gün yeni bölümde yarım gün eski bölümümde çalışmaya başladım. Bedenende, beyin gücü olarakta bölünmüş durumdayım L Bu arada 2 yabancı blogdan yorum almışım, çok sevindim ve bişeye karar verdim.. Bir çok blogun altında da okuyordum, Türkçe yazdıklarını özet halinde ingilizce yazıyorlar. Sanırım bende böyle bişey yapmak istiyorum, süpper değil ingilizcem ama bu şekilde daha ilerler belki.. Blogla ilgili yapmak istediğim çok şey var aslında, yeni bi header istiyorum herşeyden önce ama vakit ayıramadım henüz nasıl yapacağımı araştırmaya.. Bilenler yardımcı olursa sevinirim J

Bu arada güzel bir film izledim haftasonu, hemen yorumlarımı paylaşmak istiyorum kısaca..

The Help (Duyguların Rengi)

Çok çok güzel bir film..  Yazmaya böyle başlamak istedim çünkü izlemenizi defalarca tavsiye edebilirim. Bugün insan hakları diye bize ahkam kesenlerin geçmişlerine bir bakmaları gerek, sinsi sinsi nasıl da soykırım yaptıklarını gösteriyor film aslında. Siyahi insanların çektikleri zulümler, yaşadıkları aşağılanmaları insanı sıkmadan, daraltmadan izletiyor film.. Bazen güldürüyor, bazen hüzünlendiriyor. Oyuncular birbirinden harika, tek bir başrol oyuncusu yok, filmde öne çıkan birden fazla isim var bence. Yardımcı oyuncularda golden globe da ödül aldı, Oscar’da da şansının olabileceğini düşünüyorum doğrusu.. IMDB notu da oldukça yüksek zaten : 8.1 Mutlaka izleyin bence :)


Hello,

Nowadays I can’t interest my blog and your blogs due to work hard. I saw two English comments and I decided to write English summary under my posts for foreign followers J I want to change my blog header. If you know how I make it, tell me please..
Last weekend I watched a film that is name "The Help". I liked it very much.
It is about black and white people relationship in 1960s. I am especially grateful to the team who provided a film that told an engaging story about human relationships with important lessons. I recommend you to watch it. The film won Golden Globe 2012 as "Best Performance by an Actress In A Supporting Role in a Motion Picture"
IMDB rate is 8.1

Bu güzel çekiilişe katılmadan edemezdim. Küçük Şeylerin hediyelerine talipseniz tıklayın..

20 Ocak 2012 Cuma

İki Güzel Film : Bridesmaids ve Midnight in Paris

Selamlar.. Haftasonunu evde geçirmeyi planlayanlara iki eğlenceli film önerim var :)

Bridesmaids (Nedimeler)

IMDB notu 7.0 olan bu film, tam romantik komedi tadında.. Ama bu filmde daha çok kadınlar arası ilişkiler ağır basıyor. Evlenme arifesinde olan Lillian (Melissa McCarthy), çocukluğundan beri en yakın dostu olan Annienin (Kristen Wiig) düğün hazırlıklarında baş nedimesi olmasını ister. Annie buna çok sevinir ama çok dişli bir rakibi vardır. Helen (Rose Byrne) bu tarz organizasyonlarda çok başarılı, herkes tarafından alkış alan biriyken; Annie ise ilişkilerinde dikiş tutturamayan, hayatta genel bir başarısızlık ruh hali ile yaşayan, orta yaş bunalımında bekar bir kadındır. Onların çekişmesi ve birbirinden enteresan diğer nedimelerin devreye girmesi ile izlenilesi bir film olmuş gerçekten :)

Midnight in Paris (Paris'te Gece Yarısı)

Bu filmle ilgili söyleyeceğim ilk şey, gezdiğiniz yerleri izlemeniz ve anıların tazelenmesi çok hoş gerçekten :) Filmin IMDB notu; 7.8.. Sonbaharda evlenmeyi planlayan nişanlı bir çift başrolde. Inez (Rachel McAdams) in babasının iş için Paris'e geliyor oluşunu fırsat bilen kızları, nişanlısını da kaptığı gibi soluğu Pariste alırlar.. Damat adayı olan Gil (Owen Wilson) in esrarengiz davranışları gözden kaçmaz. Daha önceleri Hollywood için bazı senaryolar yazan Gil, artık kitap yazmak istemektedir ve Paris'e yaptığı bu yolculuğun ufkunu açacağına inanmaktadır. Ancak her gece Paris sokaklarında kaybolması, Inez'in babasının şüphelenmesine neden olur. Gil her gece nereye gitmektedir? İzleyin ve görün diyorum ben :)

İkisi de izlemesi kolay, eğlenceli filmler :) Bakalım hangi dallarda aday olacaklar..
Şimdiden iyi seyirler ve de bol keyifli bir haftasonu diliyorum..

Sevgilerimle..

18 Ocak 2012 Çarşamba

The Ides of March ve Moneyball

Golden Globe belli olduğuna göre Oscara odaklanbiliriz. Oscara aday gösterilebilecek filmler serimize başladık izlemeye..
İşte sizin için birkaç film yorumu geliyor şimdi ;)

The Ides of March (Zirveye Giden Yol)

IMDB den 7.4 almış bu film ama benden pek geçer not almadı ne yazıkki.. Filmde ön plana çıkan şey Ryan Gosling'in (Stephen Myers) başarılı oyunculuğu. Amerikan başkanı olma yolunda yarışan iki başkan adayının rekabeti ve çalışanları arasındaki ilişkileri anlatan filmde bol bol politika, bu uğurda yapılan kirli işler, arada kalan insanların yaşam kesitleri yer almakta. George Clooney'in yönettiği ve oynadığı, oyuncu kadrsounda tanınmış birçok isim olan filmi oscar açısından dğerlendirecek olursak, ben pek şans vermiyorum. Bu arada film izlerken en çok tekrarladığım cümlelerden biri George Clooney için "bu adam çok yaşlanmış yaa" oldu..


Moneyball (Kazanma Sanatı)

Ana konusu spor olan ama tabiki altında birçok mesaj barındıran bir film. Konunun işlenişi oldukça farklı, IMDB notu 7.8 olan film 133 dk., bana biraz uzun geldi sadece..  Gazeteci-yazar Michael Lewis 'in Oakland A beyzbol takımının gerçek öyküsünü anlatan aynı isimli kitabından uyarlanan filmin başrol oyuncusu Billy Beane karakterine hayat veren Bradd Pitt. Gençliğinde yapılan iltifatlar, verilen sözler gerçekleşmeyince, hayatı değişen Billy, beyzboldan kopamamış ve takım yöneticisi olarak sahalarda yerini almış. Sahalarda demek biraz mecazi kalıyor aslında, zira kendisi maçları asla canlı izlemiyor. Spora değişik bir açıdan, masa başından, hesap kitapla katkısı olan bu yönetici elbetteki sert tepkilerle karşılaşıyor, ama o inandığı bu değerlerden vazgeçmiyor ve sonuç ne oluyor? izleyin ve görün derim ben ;)

Bu arada sevgili Fashion On Board'ın güzel çekilişine katılmak için tıklayın lütfen..

16 Ocak 2012 Pazartesi

Golden Globe 2012 - Kazananları Açıklıyorum :)

Veee Golden Globe ödülleri sahiplerini buldu. Henüz hepsini seyredemedik ama bizim hedefimiz Oscar zaten biliyorsunuz ;) The Ides of March ve Bridesmaids'izledik daha.. Onlarla ilgili yorumlarımı da ekleyeceğim yine, yakın bi zamanda umarım ;) Gecede tabiki birbirinden şık ünlüler kırmızı halı da şık şık pozlar vermişler..
Angelina her zamanki gibi çok zarif görünüyor ama değilmi?
Sofia Vergara'nın giydiği Vera Wang elbisenin rengine bayıldım. Mavi çok moda oldu geçtiğimiz yıl umarım devam eder ;)

Bu kadar moda yeter sanırım benim için ;) Bakalım Golden Globe ödüllerini kimler almış?

En İyi Film : The Descendants
En İyi Kadın Oyuncu : Meryl Streep - Iron Lady
En İyi Erkek Oyuncu : George Clooney
En İyi Müzikal/Komedi Film : The Artist
En İyi Kadın Oyuncu Müzikal/Komedi Film : Michelle Williams - My Week With Marilyn
En İyi Erkek Oyuncu Müzikal/Komedi Film : Jean Dujardin - The Artist
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu : Octavia Spencer - The Help
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu : Christopher Plummer - Beginners
En İyi Yönetmen : Martin Scorsese - Hugo
En İyi Senaryo : Woody Allen - Midnight In Paris
En İyi Yabancı Dilde Film : A Separation - İran
En İyi Animasyon : The Advantures of Tintin
En İyi Orjinal Şarkı : Masterpiece - W.E.
En İyi Orjinal Müzik : Ludovic Bource - The Artist
En İyi TV Dizisi (Drama) : Homeland
En İyi TV Dizisi (Komedi) : Modern Family
En İyi Erkek Dizi Oyuncusu (Drama) : Kelsey Grammer - Boss
En İyi Kadın Dizi Oyuncusu (Drama) : Claire Danes - Homeland
En İyi Erkek Dizi Oyuncusu (Komedi) : Matt LeBlanc - Episodes
En İyi Kadın Dizi Oyuncusu (Komedi) : Laura Dern - Enlightened

Geçen yıl ki gibi oscara aday olan izlediğim filmlerle ilgili yorumlarımı ve tahminlerimi ekleyeceğim inşallah. Bakalım bu defa ne kadarı tutacak ;))