İş Hayatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İş Hayatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Nisan 2011 Çarşamba

VP, AVP, DIRECTOR, DOLPHIN ?

Selamlar.. Tam bir hafta olmuş en son birşeyler ekleyeli.. Yazmaya, hatta bazı günler bakmaya bile vakit bulamadığımız blogumuza bir merhaba demek istedim bugün. Blogdaşım ve ben son bir haftadır çok yoğun bir tempoda, geç saatlere kadar çalışıyoruz malesef.. Ve sonu gelecekmiş gibi gözükmüyor bu yoğunluğun :( Hadi hayırlısı demek istiyorum. Bide hora geçse gam yemeyeceğim wallaii..

Bu kadar ara yeter sanırım, işimin başına dönmeliyim.. En kısa zamanda güzel paylaşımlarla dönmek üzere şimdilik hoşçakalın..

Konuyla ilgili bakalım Dilbert ne demiş ;)

11 Ocak 2011 Salı

Ne Kadar Acil?

İş yerinde bu hafta biraz yoğun geçiyor. Malesef eve bile iş getirir oldum, ki bu hiç tasvip etmediğim bir davranıştır :( Yarın sabah teslim edeceğim ve müdür masasının bir köşesinde akşam olmasını bekleyecek olan raporumu henüz bitirdim.. 

Gerçekten de öyle değil midir ama? Bir telaş içinde gelip hızlıca bir şeyler hazırlamanızı isterler "bu çok acil" diyerek, olanca gücünüzle yapmaya başlarsınız, saatler geçer soran olmaz bir daha.. ya da çok acil diye hazırladığınız dosyayı apar topar mail atarsınız/ masasına bırakırsınız, herhangi bir yorum gelmez, anlayın ki daha yüzüne bakılmamış, mail okunmamıştır bile.. İşte o zaman nedir bunun acil tarafı diye sorgulamaya başlıyor insan.. Kime göre, neye göre bu acil?
Zaman içerisinde de, bu "acil" kavramına karşı şöyle bir ön yargı oluşuyor insanda "aman nasıl olsa hemen lazım değildir". Bu da tehlikeli bir yaklaşım aslında, bazen ciddi anlamda "acil" olan durumlar es geçilebilir mesela.. Bu yüzden ben insanları koşturmak yerine onlara gerçekte ne zaman istediğimin sinyallerini veren cümleler kurmayı tercih ediyorum. Mesela "bugün içerisinde, öğleye kadar ya da hemen lazım" gibi.. Sevgili yöneticiler, yönetici adayları ya da kendine bir pay çıkarmak isteyen herkese sesleniyorum; [tabii blogumu okuyanlar duyabilir sesimi ;)] çalışanlarınıza/karşınızdakine karşı dürüst olun/güvenin, göreceksiniz o kadar da tembel değiller :-P

Dilbert'ın bu konuya çok yaratıcı bir çözümü var gerçekten, sizinle de paylaşmak istedim:)
Herkese iyi çalışmalar şimdiden..

9 Aralık 2010 Perşembe

Favorim Dilbert!!!

Benim favori adamım Dilbert!!

Dilbert kimdir?? Dilbert bir ofis elemanı, bir mühendis, bir sunuş dahisi, bir iş arkadaşı.. hepsinden öte diyaloglarını okuduğumda, “bu adam burada mı çalışıyor?”diye içimden geçirdiğim biri..
Scott Adams tarafından kalem alınan Dilbert, ilk olarak 1989 da basılmış, dünya çapında 70 ülkede, 25 farklı dilde, 2000 gazetede yayınlanıyor.  Birkaç ay önceye kadar, Radikal Gazetesi de, Dilbert i günlük olarak yayınlıyordu.
Konular, Dilbert in cevresinde, ağırlılklı olarak ofis yaşamı hakkında yoğunlaşıyor. Yanlış yönetim kararları,mühendislik denemeleri,verimliliğe karşı duran ofis politikaları, çalışan memnuniyetinin olmadığı bir ortamda canlanan karakterler, zaten iş yaşamında gördüğümüz karakterlerin kendini daha net belli eden kopyaları.

Ana Karakterler:

Dilbert: Esas oğlan, bilgisayar ve teknoloji merkalısı, MIT den mezun elektrik mühendisi,mühendislik ve teknoloji konusunda başarılı fakat sosyal hayatı zayıf.
PHB (Pointy-Haired Boss) : Dilbertin müdürü, karikatürlerde gerçek adı hiç söylenmedi. (Scott Adams, ismi söylenmedğinde herkesin onu kendi müdür gibi hayal etmesinin daha kolay olduğunu söylemiş), yanlış aldığı kararlar, kendisinin bile anlamadığı cümleler kurması, çalışanlarını umursamaz tavırları ile tanıyoruz.
Wally: Şirketteki en eski mühendislerden,genelde elinde bir fincan kahve ile geziyor, tazminat alarak işten atılmaya çalışıyor.İşinden nefret ediyor, ve genelde de iş yapmıyor.
Alice: Çabuk kızan, rekabet eden, dişli bir karakter. İş yerinde yeterli terfiyi alamama sebebini cinsiyet ayrımcılığı yapıldığına bağlıyor.
Dogbert: Dilbert’in köpeği. . Kendini beğenmiş, bir gün dünyayı ele geçirmeyi  planlıyor. Serinin ik yıllarında, Dogbert daha fazla evde olmasına rağmen, seri geliştikçe Dogbert da gelişmiş, danışmanlık tarzında görevlerde bulunuyor.
Asok: Daha genç mühendislerden.Hintli,bazen mistik güçleri olduğu da gösteriliyor, Çok çalışıyor, fakat terfi alamıyor. Çok zeki olmasına rağmen, saf..
                              
Scott Adams, çalışma hayatında (gişe memuru,bilgisayar programcısı,finansal analist,mühendis.. vb) görmüş olduklarından yararlanarak öyle bir karakter yaratmış ki, Dilbert’in kendine has bir terminolojisi bile olmuş. “Cow-orker, frooglepoopillion, Dilbertian, Elbonia” karikatürlerin içinden çıkıp gerçek hayata taşınmış, Dilbert fanları tarafından kullanılır hale gelmiş. Ödül almamış mı? Almış, Amerika’daki Ulusal Karikatüristler Cemiyeti Reuben Ödülü (National Cartoonist Society Reuben Award)ve 1997 de Gazete Karikatür Ödülünü almış.

Dilbert’i neden sevmeyeyim?Yukarıdaki karakterlerin hepsinden herkesin ofisinde veya yakın çevresinde var, iş yaşamı ile ilgili en başarılı karikatür serilerinden olduğunu düşünüyorum..
Siz de bir bakın derim..  Dilbert

7 Aralık 2010 Salı

İçimdeki Canavar - Monster

Monster bir kariyer sitesi.. Site içinde  “monster hakkında”  bölümünde tanıtım için şunlar yazılı:
1994 yılında kurulan Monster.com; Monster Worldwide’ın bir iştirakidir ve internetteki ilk online iş ilanı sitesi, aynı zamanda da tescil edilen 454. ticari internet sitesidir. Kuruluşunun ardından hızla büyüyerek kısa zamanda dünyanın bir numaraları kariyer sitesi haline gelmiştir. Kuzey ve Güney Amerika, Avrupa ve Asya pazarlarında hizmete sunduğu yerel internet siteleri ile Monster, hem işverenler hem iş arayanlar için çalışmaktadır. İş verenleri, işlerine değer katacak adaylarla buluştururken, iş arayanlara dünyadan ve Türkiye?den iş fırsatları ve ihtiyaçlarına uygun kariyer tavsiyeleri sağlamaktadır.”
Monster,2010 kasım ayında bir anket yaparak, “Size istifa etmeyi en çok düşündüren gün hangisidir?” sorusunu yöneltmiş. Tabii ki Pazartesi.. Katılımcıların %60'ı Pazartesi gününü seçmiş.
Genel olarak, yeni bir başlangıç yapmayı düşündüğümüz her türlü olay için Pazartesi gününü kullanmıyor muyuz zaten?
Rejime başlayacağım, Pazartesi..
Sigarayı bırakacağım, Pazartesi..


Bu arada, ankete katılanların yüzde 59'u şu an yaptığı işi severek yapmadığını belirtirken, yüzde 38'i iyi bir fırsat yakalaması halinde işten hiç düşünmeden ayrılabileceklerini belirtmiş. %38 in gerçekçi bir rakam olduğunu da düşünmüyorum. Bulunduğu şartlardan daha iyi konuma geçmeye çalışmak, zaten yaşamamızın sebebi.. Hep daha iyisi olsun isteriz, hirsimiz vardir, hedefimiz vardir, doğal olarak böyle bir fırsat sunulursa da, %59 luk kısmın da çok fazla duracağını sanmıyorum. Net olarak, %38 den olduğumu söyleyebilirim..

Eskiden, insanlar girdikleri işten emekli olurlardı. İş yerinde öğrenir, gelişir, ilerler, ancak çok zorda kaldıklarında, şirketin iflası,kapanması, veya kişisel nedenlerle işten ayrılma yaşanırdı. Şu anda iş değiştirmeyen arkadaşım yok. Herkes daha iyi fırsat ve daha iyi kariyer imkanları kolluyor. Belki daha bilinçli bir topluluk var, belki de daha az toleranslı.. Her şekilde,bir iş yerinde dayanma süresi kısalmış.
Monster Worldwide'ın 2010'da tüm dünyada çalışan sadakatiyle ilgili yaptığı araştırmalara göre, 2006 yılında mezun olan birinin, 40 yıl içinde 8-12 kez iş değiştireceği öngörülüyor.
Bir işyerinde çalıştığı halde kendini o işverene eskisi kadar bağlı hissetmeyen çalışan oranı yüzde 70'lerde bulunurken, bir çalışanın bir işte ortalama çalışma süresi 1955'de 27 yılken, bugün bu süre en fazla 4 yıla indi. Yeni jenerasyonun iş gücüne katılma oranıyla bu sürenin 2 yıla düşeceği tahmin ediliyor. Bu değerler, sayısal olmasa da gözlemsel olarak da bulunabiliyor zaten..

Sıradaki şirket gelsin..




İşi ne zaman bırakıyoruz? Yaşasın Pazartesi..