15 Mart 2011 Salı

Yaşasın Özgürlük !

Sonunda başardık :) Mücadeleyi biz kazandık, bloglarımıza özgürce erişebiliyoruz.. Blogspot'u terk etmeyen tüm bloggerları tebrik ediyorum!!


Okulda defterime, sırama ağaçlara
Yazarım adını
Okunmuş yapraklara, bembeyaz sayfalara
Yazarım adını
Yaldızlı imgelere, toplara tüfeklere, kralların tacına
En güzel gecelere, günün ak ekmeğine
Yazarım adını
Tarlalara ve ufka, kuşların kanadına, gölgede değirmene yazarım
Uyanmış patikaya, serilip giden yola, hınca hınç meydanlara
Yazarım adını
Ey özgürlük!

14 Mart 2011 Pazartesi

Füreya

Geçen hafta okumayı bitirdiğim kitap Füreya.. Ayşe Kulin’in kaleminden, gayet akıcı, okuyanı içine alan bir kitap. Epey oldu alalı, bir türlü okumaya fırsat bulamamıştım, 1 ay kadar önce elime aldım ve bir baktım bitiverdi. Bir solukta bitirdiğim kitapları hep sevmişimdir J
Kim olduğunu bildiğim ancak detaylı hayat hikayesinden bihaber olduğum  Füreya Koral’ı anlatıyor kitap. Kadın ruhunun derinliklerini anlatan, zorluklar karşısaında mücadeleden hiç vazgeçmeyen, pes etmeyen başarılı bir kadının biyografisi niteliğinde. Füreya ve onun hayatından geçen insanları okudukça tanıyor, tanıdıkça bir başka gözle değerlendirme fırsatı buluyorsunuz. Halikarnas Balıkçısı (dayısı), Kılıç Ali (eşi) ve Atatürk’le ilgili kısımlarını okurken tarih kitaplarında göremediğiniz birçok özel anıya da tanık oluyorsunuz. Kesinlikle bir fırsatını bulup okumanızı tavsiye ederim.

Kitabın arka kapak sayfasından;
Birden çocuklardan biri bağırdı
Şuraya bakın, iki kuş öpüşüyorlar!
Füreya iskelenin üzerindeydi. Güçlükle arkasını dönerek, aşağıda cıvıldayıp duran çocuklara baktı.
Hanginiz söyledi bunu? diye seslendi. Sıska bir oğlan öne çıktı.
Ben! dedi.
Kuş mu gördün orada?
Evet.
Füreya üşenmedi, indi iskeleden. Çocuğu yanına çağırdı.
Kuşu nerede gördüğünü göster bakayım.
Çocuk birkaç adım geriledi. Füreya takip etti çocuğu. Eliyle işaret etti oğlan.
Nah orada. İşte kuşlar gaga gagaya vermiş öpüşüyorlar.
Dondu kaldı Füreya. Hiç tasarlamadığı halde, çocuğun işaret ettiği yerde masalsı iki kuş kafası beliriyordu. Tıpkı öpüşür gibiydiler. Haklıydı çocuk.

Cumhuriyet Türkiyesi’nin ilk kadın seramik sanatçısı Füreya Koral’ın hayat hikâyesi Füreya, aynı zamanda bir dönem romanı.

Kısaca Füreya Koral'dan da bahsetmek isterim bu vesile ile.. Ansiklopedik bilgiye buradan ulaşabilirsiniz. Ben daha çok okuduğumdan anladığım ve sonrasında merak edip araştırdığım Füreya'yı anlatmak istiyorum. Çoğu insan için yıkım olabilecek bir hastalık verem.. Ama o hastalığını hayatının dönüm noktası haline getirmiş ve onu faydaya çevirmiş bir kadın.
İnatçı ve hiç yılmayan yapısı ile tedavi amacıyla gittiği Paris'te seramik sanatını keşfetmiş, doktorların, arkadaşlarının ve ailesinin ısrarına rağmen çamurla uğraşmaktan, ona şekil vermekten vazgeçmeyen büyük bir sanatçı. Zarif bir Cumhuriyet kadını Füreya.. Bebeğini kaybetmiş ancak yegenine anne olabilmiş güçlü bir kadın..

Hepimizin ondan öğrenmesi gereken çok şey vardır mutlaka! Başucu kitaplarınız arasına almanızda fayda var..

İzledim ve İzlemek İstiyorum :)

Geçtiğimiz haftalarda gösterime giren 72. Koğuş filmine bir heves gittik. Ancak çıkışımız aynı hevesle olmadı ne yazık ki.. Sinema adına güzel bir yapıt olabilir, buna bir diyeceğim yok ama insanın kanını donduran hatta geçici bir süre psikolojisini alt-üst eden bir film olmuş..
Tamamen hapishanede geçen film, insanların nasıl birbirinin zaaflarından, saflıklarından faydalandığını; açlık ve sefalette saygı-insanlık kavramlarının nasıl yok olduğunu anlatıyor. Oyunculuk açısından bakınca Yavuz Bingöl filmi sırtlanmış gibi ancak diğer oyuncuların da hakkını yememek gerek, özellikle Kerem Alışık’a tam anlamıyla gıcık olduğumda iyi bir oyun çıkarmış diye düşündüm. Sahneler gerçekten iç ürpertici, bu açıdan başarılı bir film olmuş tabii.. Mutlaka izleyin diyemem ama yine de benim gibi merak edip gidenler tiksintiye varabilecek duygu karmaşalarına hazırlıklı olmalı bence..

Sinema konusuna dalmışken, Mart ayında gösterime girecek bir Türk filminden daha bahsetmek istiyorum.  Çınar Ağacı.. İzlemek istediğim filmler arasına eklendi bile bu film. Senaryosunu Handan İpekçi'nin yazdığı sevgiyi, hüznü, yalnızlığı, aşkı, kızgınlıkları ve affedişi anlatan bu güzel film 18 Mart'ta gösterime girecek. 4 çocuk annesi olan emekli öğretmen Adviye hanım'ın biraz muzip, biraz huysuz kişiliği çocuklarının hayatlarını zorlaştırıyor gibi görünsede torunları üzerinde olumlu etkilere sahip bir anneannedir. İki ayda bir evden eve taşınan çiçekler, plaklar, bir sandık ve gramafon ve iki ayda bir buluşulan Çınar Ağacının gölgesi.. İzlenilesi, sımsıcak bir film gibi geldi bana, umarım izleyince de aynı zevki tadabilirim :)

9 Mart 2011 Çarşamba

Dünya Mutfakları

Yemek yemek bir keyif bence.. Zaten fiziksel görünüşümde bunu inkar etmiyor ;)  Bazı insanlar, yemek yemekten keyif almadıklarını, fiziksel ihtiyaçlarını karşılamak için yani zorunluluktan yediklerini söylüyorlar, şaşkınlıkla dinliyorum.. Yemek kadar yapmaktan, yeni birşeyler öğrenip mutfakta harekete geçmekten de çok hoşlanırım.
Gittiğimiz, gezdiğimiz yerlere özgü tatları mutlaka deneriz. Bu bağlamda, dünyanın en iyi mutfakları seçilen ve denenecekler listemde de yer alan birkaç özel mutfağı sizinle de paylaşmak istiyorum..

Fransız Mutfağı

Dünyanın bir numaralı mutfağı seçilmiş. Ancak daha öncede bahsettiğim gibi pek benim damak tadıma uygun değil yemekleri.. Zenginliği ve çeşitliliğiyle ünlü, yemek pişirmenin sanatsal yönünü ön plana çıkaran ulusal bir mutfaktır. Unlu yiyecekleri Fransız mutfağının temelini oluşturur.

8 Mart 2011 Salı

Kadınlar Günümüz Kutlu Olsun!

Gitmek istemiyorum, pes etmek istemiyorum.. Bu durumda hiç içimden gelmiyor birşeyler yazmak :( Kısa bir zaman oldu belki çoğunuza göre, ama bir kere tattım bu duyguyu, bırakmak istemiyorum..
Neden zorla içimize kapandırıyorlar, neden dış dünyaya açılmak yeni insanlar tanımak, yüzünü görmediğimiz ama sevgi dolu yüreklerini hissettiğimiz insanlara ulaşmak yasak.. Neden ? Neden ? Neden? Tam olarak cevabını veremez kimse.. Digitürk'ü haklı bulanlar var, peki ya bizim haklarımız? Bizim emeğimizi kim çalıyor bizden izinsiz, kim engel oluyor?


Birçok blogger wordpress'e geçiyor şimdi, ne garantisi var ki? 1-2 yıl sonra onun kapanmayacağına kim söz verebilir.. Bu toptancı zihniyet devam ettikçe bence onun da kapanması çok uzak değildir. Neyse, yeteri kadar karamsarlığa sürükledim galiba yazımı.. Bugün yazmak istediklerim bunlar olmamalıydı aslında. Bugün bizim günümüz, kadınların günü.. Bloggerların birçoğunun kadın olduğunu düşünürsek, çok anlamlı bir hediye gerçekten de kadınlarımızı kendi dünyalarına geri kapatmaya çalışmak.. Hepimizin kadınlar gününü içim biraz burkularak kutluyorum..

4 Mart 2011 Cuma

40 Gün 40 Gece Alışveriş :)

Birçok kadın gibi bende alışveriş yapmayı çok seviyorum. Tam da Nisan ayındaki bazı planlarımızı ertelemişken, İstanbul'la ilgili güzel haberler aldım.. Tam 40 gün boyunca sürmesi planlanan alışveriş çılgınlığından bahsediyorum tabiki de ;) 

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İstanbul Valiliği himayesinde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Türkiye İhracatçılar Meclisi, İstanbul Kalkınma Ajansı ve İstanbul Ticaret Odası'nın desteğiyle, Alışveriş Merkezi Yatırımcıları Derneği(AYD), Alışveriş Merkezleri ve Perakendeciler Derneği (AMPD) ve Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) koordinasyonunda, THY işbirliğiyle Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB), Turistik Otelciler, İşletmeciler ve Yatırımcılar Derneği (TUROB), Tescilli Markalar Derneği (TMD), Turizm Restaurant Yatırımcıları ve İşletmecileri Derneği (TURYİD), Tepe Akfen Havalimanları (TAV) ve İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı'nın katkılarıyla bu yıl ilki düzenlenen İstanbul Shoppinng Fest (İSF), 50 milyon liralık bir yatırım ile İstanbul’u dünyanın alışveriş, kültür ve eğlence merkezine dönüştürüyor.

18 Mart-26 Nisan 2011 tarihleri arasında düzenlenen bu büyük organizasyon, İstanbul’u alışveriş ve eğlencenin merkezi haline getirecek. İstanbul Shopping Fest'in yapılacağı tarih olarak, turist ve tüketici akışının en etkin olduğu dönem seçildi. Bu dönem, çevre ülkelerde tatil olarak da değerlendirilen dini bayramlar olan nevruz, paskalya ve hamursuz bayramlarını da içerdiği için belirlendi.

3 Mart 2011 Perşembe

Karanlık Bloglar..

Blogların kapatılması konusu konuşulup duruyor, ben sanırım geç bile kaldım olayı farketmekte.. Tam da anlayabilmiş değilim zaten..
Bir cehalet ortamı içinde yürümemiz bir yana, bizim cahil olmamızdan çıkar sağlayan insanlar var maalesef..

İnsanların yaşadıklarını, yaşayamadıklarını, hissettiklerini, yaptıklarını, gördüklerini, yediklerini, kurdukları hayallerini, deneyimlerini, beğendiklerini, beğenmediklerini, kısacası hayatı paylaşmalarından hem daha doğal hem de daha güzel ne olabilir ki? Toplasan bir avuç etmeyen insan için, bütün bu güzellikleri oluşturan ve paylaşan tüm insanları cezalandırmak, ADİL bir yöntem midir?
Gerçek tadında Hayaller den ♥ Ç!lekl! k!z ♥ ,  o kadar güzel demiş ki ".. siz olmadan benim yazmamin  ve sizlerin yazilarini OKUYAMIYOR OLMAMIN bir anlami yok !"
Tamamen aynı fikirdeyim..

Hobibox da da kullanılabilecek itiraz dilekçesi var.. Buradan buyrun.. Emeğinize sağlık..